Revan Hanlığında Ekonomik Durum nasıldı ?

Yazan: Admin 11 Mayıs 2013 Cumartesi 0 yorum
Sponsorlu Bağlantılar
     Revan Hanlığı’nın ekonomisi genel olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktaydı. Bu ekonomik faaliyetlerden sağlanan yan ürünler hanlığın ihtiyacını karşıladığı gibi, çevre bölgelere de ihraç edilirdi. Bölgedeki ekonomik faaliyetler ve zenginlik, Ortaçağdan itibaren belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Aras Nehri, Zengi Çayı ve bu nehirlere karışan küçük akarsularda bol balık avlandığı, bölgede yeraltı madeni
olarak; bakır, kurşun, gümüş, şap, civa, en verimli kükürt bulunurdu. Bunların dışında Kulp’taki (Tuzluca) tuz madeni, bölgenin işletilen ve en çok tüketilen madeni durumundaydı.

   Bölgenin, Ortaçağdan itibaren ekonomik alanda en çok geliştiği iktisadi faaliyetleri, çulhacılık, boyamacılık ve işlemecilik idi. Bu faaliyetlerin merkezi de Revan bölgesindeki Debil(Dvin) şehri idi. Bilhassa bölgede, çok güzel ve kaliteli yün kumaşlar, halılar, çiçeklerle süslenmiş rengârenk ipekliler imal olunurdu ki, bunların bölgede ve bölge dışında istekli müşterisi çok olurdu. Boya olarak kırmızı (Erguvani renk veren bir
çeşit küçük böcekten hammaddesi temin edilirdi) kullanılırdı. O dönemde, Revan bölgesinde üretilen halılar uzun müddet piyasada şöhret ve beğenisini korumuştur. Boyama konusunda, Revan çevresindeki Debil’e birkaç kilometre mesafede bulunan

Ardaşat adlı yerleşim yeri boyama tezgâhları ile o kadar ünlü olmuştur ki oraya Arap 
tarihçiler, Karyat al-Kirmiz (Kırmızı Boya Beldesi) adını vermiştir
.
Ortaçağdan itibaren bahsi geçen ticari ve ekonomik faaliyetler devam etmiş ve bu 
durum XIX. Yüzyıla kadar gelmiştir. Bu dönemde bölgedeki zenginliğin devam ettiği 
kaynaklardan anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, XIX. Yüzyılda çeşitli mahsuller hem bol 
hem de ucuz olarak bulunabilmekte, çevre ülke ve şehirlerden tüccarlar, Revan’a yoğun 
bir şekilde gelmekteydi. Gelen tüccarlar genel olarak pamuk, pirinç, bitkisel ve hayvansal 
yağlar, buğday, arpa, deri, kurutulmuş meyveler ve tuz alırlardı. Bölgede yoğun olarak 
beslenen küçükbaş hayvanlar nedeniyle, halı ve kilimcilik yaygın idi. Yünden elde edilen 
elbiselik kumaşlar bölgenin giyim ve kuşamında önemli yer tutmaktaydı. Hemen hemen 
her ailede bir dokuma tezgâhı bulunmaktaydı. Bu ekonomik faaliyete uygun olarak 
boyacılık sektörü gelişmişti

Revan’ın dışarıyla olan ticari durumuna, 1846’da Kars’a gelen İngiltere’nin 
Erzurum Konsolosu W.R Holmes’da şahit olmuştur. Revan ile Kars arasındaki ticaret 
konusunda Holmes; Her yıl Revan’dan Kars’a 1.000 at yükü pamuk ithal edilmekteydi. 
Kars’ta ki tüccarlar bunu satın alır ve iki ya da üç at yükü miktarı yakın köylere 
götürürlerdi. Tüccarlar bu ham pamuğu köylerde eğrilmek ve ip haline getirilmesi 
amacıyla istekli olan ailelere belirli miktarda dağıtırdı. Tüccarlar eğrilen her 4 libre 
pamuk için 2,5 libre iplik almak şartıyla verirdi. Karşılığında köylüye önceden 
kararlaştırılan ücreti öderlerdi

Revan’dan gelen pamuk Kars köylerinde ipliğe dönüştürüldükten sonra bir kısmı 
Livana (Yusufeli) ve Artvin ahalisine satılırdı. Buralar ahalisi bu ipliklerden bütün bölge 
köylülerinin giydiği kaba çizgili kumaş dokuyarak elbise dikiminde kullanırlardı. Kars’ta 
pamuğun batmanı, 25–30 kuruşa (libresi 4–5 veya 5/6 shiling) satılırdı. Bunun dışında her 
yıl Revan’dan Kars’a 37.000 libre, yani 16.500 kilogram (16,5 ton) pirinç ithal 
edilmekteydi. İthal edilen pirinç, Kars ve civarında tüketilirken, bir kısmı da transit olarak 
Erzurum’a gönderilirdi. Pirincin batmanı(7.692kg), Kars’ta 5–7 kuruşa (her 16 libresi, 
yani 8 kg’ı 1,3 shiling) satılırdı. Bunların dışında Kars’a, Revan, Tiflis ve Gümrü 
tarafından yün, manda ve öküz derileri getirilirdi. Kars’a getirilen yünün miktarı 22,5 ton civarındaydı. Bunun yaklaşık dörtte biri Kars’ta yatak, yorgan, yastık vb. şeyler yapmak 
amacıyla kullanılırdı. Kars’ta yünün bir batmanı (16 libresi) 4 shiling’e satılırdı. Derilerin 
büyük bir miktarı Erzurum’a transit olarak gider, çok az kısmı Kars’ta dabaklanarak 
ayakkabıcılar tarafından ayakkabı yapımında kullanılırdı.
.
Bunun karşılığında Kars’tan Revan’a ticari mal olarak genelde ağaç satışı yapılırdı. 
Bu duruma örnek teşkil etmesi açısından, Revan’da cami-i şerif yaptırmak isteyen Hacı 
Abdulcabbar adlı Müslüman, Revan civarında orman bulunmadığından Kars’taki Rus 
Konsolosluğu vasıtasıyla Kars Mutasarrıflığına kerestelik ağaç almak için müracaat 
etmiştir. Bu istek İstanbul’a bildirilmiş, gelen cevapta, bu gibi girişimlerin uygun 
olmadığı yönündedir. Çünkü Rus tebaası tüccarlar, hastane, cami, kilise ve mektep 
yaptırmak bahanesiyle Kars civarından ağaç satın almakta ve bunları memleketlerine 
naklettikten sonra piyasaya sürmekte ve yüklü miktarda kar elde etmekte oldukları 
istihbar kılındığından kerestelik ağaç satışına izin verilmemesi istenmiştir

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlama biçimi: Adı/URL ya da Anonim seçerek yorum yapabilirsiniz.
Yorumlarınız denetlendikten sonra yayınlanacaktır.